Bağırsaklarınızı sağlıklı tutmanın 4 yolu

Dinç bir bağırsağa sahip olmak, dinç sindirimden daha fazlası demektir. Bağırsaklarımızın sağlığı, yiyecekleri nasıl sindireceğimizi ve vücudumuzun onları nasıl emeceğini belirlerken, zihinsel sağlığımız, sinir sistemi işlevimiz, bağışıklığımız ve iltihaplanma dahil almak üzere genel sağlığımızı da manâlı ölçüde etkileyebilir. Bağırsak mikrobiyomu gövde için son derece önemlidir. Yardımsever bakterilerin zararlı bakterilere oranı dengede olmadığında, hastalığa meyilli bir durum yaratan disbiyoz meydana gelir. Çevresel, maddi ve psikolojik faktörler, bağırsak sağlığımızın ve genel sağlığımızın belirlenmesinde büyük rol oynar. İşte bağırsakları dinç yakalamak için 4 yol ve ideal sindirim sağlığını teşvik etmek için yaşam biçimi önerileri. Bağırsaklarınızı sağlıklı tutmanın 4 yolu #1 Birçok gıda uzmanının kararlaştırılmış olduğu bir şey, sebze ve meyvelerin dinç bir diyetin temel taşları olduğudur. Meyve ve sebzeler, sindirim fonksiyonunu ve dinç bir bağırsağı korumak için gerekli olan lifle doludur. Lif ve besin açısından varlıklı meyve ve sebze içeriği yüksek bir diyetin mikrobiyomu koruduğu ve hastalık riskini azalttığı çeşitli araştırmalarla gösterilmiştir. Escherichia coli ve Enterobacteriaceae gibi zararlı bakterilerin sayısının da vegan veya vejeteryan diyeti uygulayan bireylerde kayda değer ölçüde daha düşük olduğu gösterilmiştir. Bilhassa pektin içeriğinden dolayı ahenkli elma tüketiminin bağırsaktaki Bifidobacterium bakterilerini arttırdığı gösterilmiştir. Bifidobakteriler, sindirim sistemimizde yaşamış, iltihabı azaltmaya ve genel sindirim sağlığını desteklemeye asistan olan bir nesil “iyi” bakteridir. Kuru yemişler de bu kategoriye dahildir. Özellikle badem ve antep fıstığında bulunan lifin, bağırsakta yardımsever bakteri üretimini destekleyerek mikrobiyomu etkilediği gösterilmiştir. Ayrıca, polifenoller, dinç bir mikrobiyomu desteklemede rol oynadığı gösterilen bitki bazlı gıdalarda bulunan doğal olarak oluşan bileşiklerdir. Polifenoller tipik olarak bitter çikolata, yaban mersini, brokoli, kahve ve yeşil nehir gibi pigment açısından zengin bitkilerde bulunur. Polifenollerin de mikrobiyomda yardımsever bakteri sayısını artırdığı dağıtılmış araştırmalarda gösterilmiştir. Baktığınız yeniden meyve ve sebzelerin bağırsak sağlığına faydaları çokça bulabilirsiniz. Bağırsaklarınızı sağlıklı tutmanın 4 yolu #2 Probiyotikler ve prebiyotikler, farklıdır. Prebiyotikler, sindirim esnasında parçalanamayan lif ve karışık karbonhidratlardır, bağırsaklarımızda yaşamış faydalı bakterileri beslerler. Prebiyotiklerin, atopik egzama, irritabl bağırsak hastalığı ve gastroenterit gibi bozulmuş bağırsak sağlığı ile ilişkili durumları iyileştirdiği gösterilmiştir. Tam tahıllar, meyveler ve sebzeler gibi gıdalar iyi miktarda prebiyotik içerir. Olgunlaşmamış muz, yulaf, fasulye, baklagiller ve pişmiş ve sonra soğutulmuş pirinç ve patates, bağırsak bakterilerimiz için prebiyotik görevi görebilen dirençli nişasta içerir. Dayanıklı nişasta tüketiminin sütun sağlığına iyi geldiği ve hatta sütun kanserini önleyebileceği farklı alanlara yönlendirilmiş araştırmalarda gösterişmiştir. Dirençli nişasta, herif 2 şeker hastalığı ve obezite gibi kronik afiyet sorunlarının önlenmesiyle de bağlantılıdır. Bu sindirilemeyen prebiyotik liflerin, disbiyozu iyileştirerek obezite ve metabolik sendromla mücadele eden bireyler üstünde terapötik bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Bağırsaklar açısından dinç bir kahvaltı için yulaf ya da bir sonraki öğünde fasulye ve baklagiller gibi malzemeleri düzenli olarak harcamak, genel sindirim sağlığını desteklemede büyük bir adım olabilir. Bağırsaklarınızı sağlıklı tutmanın 4 yolu #3 Fermente gıdalar son yıllarda sağlıklı yaşam trendlerinde popüler bir konu haline geldi ancak ülkemizde bu probiyotik açısından zengin gıdalar uzun zamandır tüketilmektedir. Kombucha, kimchi, lahana turşusu, yoğurt, kefir ve tempeh gibi fermente gıdalar bütün dünyada açıklanmış yararları için yüzyıllardır tüketilmektedir. Günümüzde bu geleneksel kullanımlar, sağlık durumu üzerindeki olumlu etkilerini belirten modern araştırmalarla desteklenmektedir. Fermantasyon, gıdalardaki şekerlerin bakteri ya da maya kullanılarak asitlere ya da alkollere dönüştürülmesidir. Fermente gıdaların faydalarını inceleyen araştırmaların birçok inek sütünden yapılan yoğurtla yapılmıştır. Hatta inflamasyonla ilişkili bir bakteri olan Enterobacteriaceae’nin varlığının uyumlu olarak yoğurt tüketen bireylerde daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Kimchi’nin mikrobiyomu değiştirdiği de gösterilmiştir. Metabolik sendromla uğraş eden bir grup kadında, kimchi alımı yararlı bakteri sayısını artırarak kilo kaybını desteklemiştir. Keza, popüler bir fermente içecek olan kombucha, yalnızca leziz tadıyla değil, bununla birlikte bağışıklığı artırma yeteneğiyle de ön plana çıkmaktadır. Bağırsaklarınızı sağlıklı tutmanın 4 yolu #4 Sindirim sağlığına dikkat etmek, yalnızca yediğimiz gıdaların ve aldığımız takviyelerin çok ötesine uzanır. Mikrobiyomunuzun sağlığında stres de önemli bir rol oynayabilir, bu nedenle genel sağlığımızı etkiler. Somut, psikolojik ve çevresel faktörlerin tümü sindirim sağlığımızı etkilemede rol oynar. Bu gerginlik tetikleyicileri arasında uyku yoksunluğu, çevresel toksinler, aşırı iklim koşulları ve yorucu somut alıştırma gibi faktörler yer alır. Gün içinde hafif egzersizler ve iyi bir gece uykusu gibi sakinleştirici aktiviteleri rutininize eklemek, özellikle mikrobiyomun bileşimini etkilediği ve değiştirdiği gösterilen uyku ile bağırsağınızı keza korumada keza de güçlendirmede iyi bir adım olabilir. öte yandan, dinç bir bağırsağın, kan basıncını düzenlemeye asistan olduğu ve stresten kurtulmaya yardımcı olduğu gösterilmiştir. Keza incelemeler, çeşitli zihinsel sağlık sorunlarını gidermek için kullanılan bir tür söylev terapisi olan bilişsel davranış terapisinin, irritabl bağırsak sendromu olan hastalarda iyileşme sağlayabileceğini göstermektedir. Çalışmalar, kaliteli uykunun, belirtilmiş iyi bağırsak bakterilerinin sayısını artırdığını gösteriyor. Bağırsaklarınızı sağlıklı tutmanın 4 yolu #5 Mikrobiyolojik incelemeler, bağırsak mikrobiyomunun diğer işlevlerin yanı sıra bağışıklık sistemini uyardığını, vitaminleri sentezlediğini, patojenleri engellediğini ve bitkilerden bileşikleri sindirdiğini gösteriyor. Bu mikroorganizmalar gastrointestinal sistemin sürükleyici çalışması için gereklidir ve böylece onları dengede tutmak çok önemlidir. Sıradan mikrobiyomda bir dengesizlik oluşturabilecek birkaç niçin vardır. Bakteriyel enfeksiyonlarla savaşmak için antibiyotik kullanımı mikrobiyomda dengesizliklere yol açabilir. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, stres ve kaygının bağırsak mikrobiyotasında değişikliklere niçin olduğunu belirlemiştir. Stresli durumlar, patojenlerin yapışmasını kolaylaştıran bağırsağın doku koruyucu tabakasının üretimini azaltır. Diyet, mikrobiyom sağlığında önemli bir rol oynar. Örneğin sülfatlı gıdalar, bağırsak yolunda patojenik bakterilerin büyümesini teşvik eder. Hem yüksek proteinli diyetlerin olumsuz etkileri olabileceğine inanılmaktadır. Uyuşturucu, içki ve tütün kullanımının da mikrobiyota negatif etkileri olduğu çeşitli araştırmalarda gösterilmiştir. Bağırsak Disbiyozunun Belirtileri Bağırsak florasının hasar görüp görmediğini iyi anlamak basit bir meslek değildir, çünkü görünen semptomların birçok öteki gastrointestinal hastalıkların belirtileri de olabilir. En yaygın belirtiler şunlardır: – Belirgin bir sebep olmadan karın şişmesi ve gaz – Bağırsak krampları ve sıkışma şehvetli – Özel bir fena kokuya sahip dışkı ve gazlar – Sürekli değişen kabızlık ya da ishal dönemleri – Viral ve bakteriyel enfeksiyonlara karşısında yatkınlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir