Covid-19, sadece bir virüs hastalığı değil

Covid-19, zannedildiğinin ötesinde, yalnızca akciğerleri tutan bir enfeksiyon değil. Virüs enfeksiyonu yanında damar içinde pıhtıların oluşumuyla seyreden bir damar hastalığıdır. Covid-19’un bir grip türü olduğunu belirten Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nin Eğitim Görevlisi Prof. Dr. Gökçen Orhan, “Hepimiz grip geçiririz ancak bu kadar ağır seyretmeyebilir. Covid hastalığında -genetik olarak veya başka nedenlerden dolayı- vücut bu hastalığın etkeni olan virüse çok ciddi bir karşı reaksiyon gösteriyor. Adeta vücut çıldırıyor. Covid etkenine karşı vücut savunma sistemi çıldırdığında, -sitokin fırtınası ya da hiperimmün yanıt- virüsü yok etmek için organizmamız normalin çok üzerinde tepki gösteriyor. Bu tepkiyle damar cidarı bozularak, damarların içinde pıhtılar oluşuyor. Organlara giden en uç damarlarımız pıhtılarla tıkandığında organlarımız beslenemiyor, fonksiyonları bozuluyor. Pıhtılar en sık akciğer, karaciğer, böbrek, sonra kalp damarında oluşuyor. Bu yaygın pıhtılaşma o kadar hızlı seyrediyor ki tedaviye rağmen Covid’den insanları kaybediyoruz. Bunun için pıhtı oluşumu ve pıhtıyla savaşmak tedavide çok önemli. Covid tedavisinde verilen steroid bu çılgın savunma yanıtını baskılamak, kan sulandırıcılar ise pıhtı oluşumu engellemek ve tedavi etmek için kullanılıyor” dedi.

Prof. Dr. Orhan, “Genellikle bacaktaki bir toplardamarda oluşan pıhtı kan dolaşımıyla akciğere ulaşarak akciğer embolisine neden olur. Nadir de olsa akciğer damarlarında spontan pıhtılar oluşabilir. Covid geçirenlerin yaklaşık yüzde 20’sinde bu pıhtılar görülür. Yaşlılar, aşırı kilolular, hareket kısıtlılığı olanlar, sigara içenler, daha önce pıhtı nedenli hastalık geçirenler, şeker, böbrek hastaları, kanser hastaları, kalp veya akciğer yetmezliğinde olanlar riskli gruplardır” diye konuştu.

“Akciğer embolisi hızla tanı konulup tedavi edilmezse yeterli oksijen alamayan diğer organlarda oluşan zarar, hayatı tehdit eder” diyen Prof. Dr. Orhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Akciğer embolisi tedavi edilmezse ölüm oranı yüzde 30’lardadır. Tedaviyle bu rakam yüzde 2’lere iner. İyileşme haftalar veya aylar sürebilir. Çoğunlukla tedaviyle tam iyileşme sağlanır. Covid enfeksiyonunda ya da sonrasında ani başlayan nefes darlığı, batıcı karakterde göğüs ağrısı veya kanlı balgama neden olan öksürük gibi şikayetlerde acil servise başvurulmalıdır.”

Prof. Dr. Orhan, “Her 25 akciğer embolisi geçiren hastadan 1’inde akciğer damarlarının içindeki pıhtılar erimeyip kronikleşerek akciğere giden damarlarda tıkanıklığa yol açabilir. Artan farkındalık ve yaşadığımız pandemi süreciyle beraber tıkanmayla oluşan kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon (KTEPH) hastalığının önümüzdeki yıllarda artabileceği ön görülmektedir. Halk arasında pıhtıya bağlı akciğer tansiyonu olarak da bilinen KTEPH’te tıkanıklık sonucu akciğer hipertansiyonu gelişen bu hastalarda akciğer yetmezliği ve sağ kalp yetmezliği oluşur. KTEPH hayatı tehdit eden ölümcül bir hastalıktır” şeklinde konuştu.

Covid sonrası akciğer embolisi geçiren ilerleyen nefes darlığı olan hastaların KTEPH yönünden incelenmek için doktora başvurmasının önemli olduğunu savunan Prof. Dr. Orhan, sözlerine şöyle devam etti: “Hastaların çok geç olmadan doğru tanı alması ve erken zamanda tedavi yapan merkezlere ulaşması hayat kurtarıcıdır. KTEPH öldürebilen ancak erken tanıyla tedavi edilebilen bir hastalıktır. KTEPH tanısı alan hastanın hayatını sağlıklı geçirebilmesi için tek ve etkin tedavi pulmonerendarterektomi ameliyatıdır. Türkiye’de bu ameliyatları başarıyla gerçekleştiren kliniklerden biri Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğidir. Bu ameliyat sonrası hastaların yüzde 90’ı akciğer yüksek tansiyonundan tamamen kurtulur. Kalp yetmezliği hızla geriler. İlaç ve balon tedavisi, ameliyat yapılamayan ya da ameliyat sonrası tekrarlayan hastalarda tamamlayıcı tedaviler olarak ülkemizde mevcuttur. Teknik olarak zor ve uzun bir ameliyat olan pulmoner endarterektomi bu konuda uzmanlaşmış kalp ve damar cerrahları tarafından yapılmalıdır.”

“Ameliyat, hastaların kalp-akciğer cihazına bağlanmasıyla vücut ısılarının 20 dereceye kadar soğutularak dolaşımın tamamen durdurulmasıyla sağlanır” diyen Prof. Dr. Orhan, “Böylece kansız ortamda akciğer damarlarındaki kronikleşmiş pıhtıların temizlenmesi için uygun koşullar sağlandığını aktardı ve şunları söyledi: “Türkiye sağlık sistemindeki yasa ve yönetmeliklerine göre kalp akciğer makinası kullanımı ve hastanın soğutularak dolaşımının durdurulmasıyla ameliyat yapma yetkisi kalp ve damar cerrahlarına aittir. Ameliyat öncesi ve sonrası hastanın takibi ilgili branşlardaki hekimlerden oluşan uzman ekiplerce yönetilmelidir. İlgili tüm hekimlerin özellikle kardiyolog ve göğüs hastalıkları uzmanlarının ilerleyici nefes darlığı olan hastalarda KTEPH’ten şüphelenmeleri, doğru ve erken tanı için hastaları KTEPH merkezlerine yönlendirmesi önemlidir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir