İnme riskini düşüren üç önlem

Tüm dünyada her yıl binlerce kişiyi etkileyen inme, ilk 3 saatte müdahale edilmediğinde daha büyük sorunlara neden oluyor. İnme, beyin ve beyine giden damarların tıkanması, daralması veya beyin dokusu içindeki kanamalara bağlı olarak ortaya çıkıyor. Tıkanma ya da kanama beyin hücrelerinin beslenmesini engellediği için de kalıcı hasar meydana geliyor. Vücutta ortaya çıkan belirtiler, hasarın yaşandığı beyin bölgesine göre değişiklik gösteriyor. Vücudun bir tarafında uyuşma, keçelenme, kuvvet kaybı, denge bozukluğu, görme kaybı, baş ağrısı, baş dönmesi ve bilinç bozukluğu ya da bilinç kaybı inmenin varlığını gösteren ilk belirtilerdir.

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nergiz Hüseyinoğlu, “Her ne kadar inme açısından değiştirilemez risk faktörlerine müdahale etmek mümkün olmasa da, bilinçli olarak ve değiştirilebilir faktörlere karşı önlem alınarak toplam risk düşürülebilmektedir. Değiştirilebilir faktörler tek başına bile inme için tehdit oluştururken, birlikte görülmesi halinde riskin katlanmasına neden olmaktadır. Örneğin diyabet inme açısından önemli bir risk faktörüdür. Ancak diğer risk faktörleri ile birlikte yaşanması halinde inme riski yükselmektedir. Bu nedenle diyabete karşı gerekli önlemleri almak inme riskinin düşürülmesinde de önem taşımaktadır” dedi.

Prof. Dr. Hüseyinoğlu, “Toplumda 55 yaşın üzerindeki her bireyde 10 yılda bir inme geçirme riski ikiye katlanmaktadır. Bu nedenle yaş değiştirilemez risk faktörlerinin başında gelmektedir. Bir diğer önemli etken ise cinsiyettir. Erkeklerde inme riskinin kadınlara göre daha fazla olduğu bilinmektedir. Ancak 35-44 yaş arasında gebe olan veya doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda da riskin normal popülasyondaki kadınlara göre arttığı görülmektedir. Bilimsel çalışmalar, ailede inme hikayesi veya genetik bir yatkınlık varsa inme riskinin de yükseldiğini göstermektedir. Örneğin, genetik olarak çeşitli pıhtılaşma faktörlerinde bozukluk olan aile bireylerinde erken yaşlarda dahi inme yaşanabilir. Bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri çok önemlidir” diye konuştu.

Obezite, karın ve boyun bölgesinde yağlanma ile kolesterol yüksekliğinin inmeye davetiye çıkaran etkenler arasında yer aldığını söyleyen Prof. Dr. Hüseyinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşam tarzındaki değişiklikler, dengeli ve düzenli beslenme ve spor yapmak inme riskini azaltacaktır. Her ne kadar yaş, cinsiyet veya ırk gibi değiştirilemeyen risk faktörleri bulunsa da, sağlıklı yaşam tarzı sürerek, şişmanlık, hipertansiyon ve diyabete karşı önlem alarak, inme riskini büyük ölçüde azaltıp olası yaşam kayıplarının önüne geçilmesi mümkündür. İnme için değiştirilebilir risk faktörlerinin başında hipertansiyon gelmektedir. Kan basıncının kontrol altında tutulmasıyla inme riski yüzde 35-45 oranında önlenebilmektedir. Bilimsel çalışmalara göre, inmenin önlenmesi için kan basıncının 140/90’ın altında tutulması gerekmektedir.

Sigara kullanmak, içmeyenlere oranla inme riskini iki kat artıran bir nedendir. Örneğin, doğum kontrol hapı kullanan kadınlar aynı zamanda sigara içiyorsa, beyin damar tıkanıklığı 7 kat, beyin kanaması riski ise yaklaşık 4 kat artmaktadır. Bunun dışında, sigara dumanına maruz kalmak da kalp hızını, damar sertleşmesini ve kan pıhtılaşmasını artırarak, inmeye neden olabilmektedir. Sigara bırakıldıktan sonra inme riski azalmaktadır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir